Hesabın var mı? Giriş ya da Kayıt ol

Beni Memlekete Götürdüler

Selam,

Adetten olduğu üzere, yazılarıma daha önceki başlıklara atıfta bulunarak başlıyorum.

Şuradaki başlıkta memleketten bahsetmiştim: Bkz ve tıklayınız Bugün İlk Defa Yeni Bir Yıla Giriyorum

Yani demem o ki, ailem beni sonunda memlekete götürdü.

Bu da demek oluyor ki ilk defa yaşadığım şehrin dışına çıktım.

Arabaya bindik, bir sürü yol yaptık.

Bir süre sonra sağımda – solumda alabildiğine geniş arazilerle karşılaştım.

  • Yanımızdan geçen hızlı arabalar,
  • Ceza yazmak için pusuda bekleyen polisler,
  • Polislere göre bir adım sonrasını düşünmeye çalışan şoförler,
  • Yolda şeridi ortalayarak seyahat edenler,
  • Havanın soğuğu,
  • Soğuğa karşı gelmeye çalışan babamın kaloriferi en yüksek ayarda çalıştırması,
  • Bu ve benzeri durumların beni bir süreden sonra huzursuz etmesi,

yolculuğumuzun sıkıcı yanlarıydı.

Ama memlekete vardıktan sonrası güzeldi.

Orada, ailemin üniversiteden arkadaşları Ayşe teyze ve Emre amcalarda kaldık.

Onların iki tane çocukları varmış.

Birisi Beril abla, ki o ilkokul birinci sınıfa gidiyormuş.

Diğer de Ömer Faruk, ki o da daha bir buçuk yaşındaymış.

Yani benden yaklaşık bir yaş büyük (Sayılarla son zamanlarda aramın iyi olduğunu söylemiştim).

Daha bir buçuk yaşında ve o gün hasta olmasına rağmen her yerde zıpır zıpır koşuyordu. Düşünün ben daha yeni oturmaya başladım.

Vay be dedim. Benim de rüzgâr gibi esmeme şunun şurasında ne kadar kalmış ki dedim.

Sonra Ömer Faruk’un oyuncaklarıyla oynadık.

Beni hiç kıskanmadı. Bütün oyuncaklarını benimle paylaştı.

Bu arada Beril abla da bana fişek gibi bir oyuncak hediye etti, çok sevindim.

Bize geldiklerinde birlikte oynamak üzere odamın en güzel yerinde duruyor.

Ertesi gün onlardan ayrıldıktan sonra, ailem beni orada eğitim gördükleri üniversiteye götürdüler.

Bana her tarafını gezdirdiler.

Kocaman bir yermiş. Öğrencilik zamanlarında nasıl da kaybolmamışlar burada.

En son üniversitenin alış – veriş, yeme – içme gibi alanlardan oluşan ve Gökkuşağı dedikleri bir yere getirdiler.

Burada bir sürü genç vardı.

Birçoğu da beni görünce ” Ay ne tatlııı” dediler.

Ben de mağrur bir edayla dedim ki “Hıh, tabii ki de”. (Bizim de kendimize göre bir dilimiz var. Evet, bebekçe konuşuyorum; ama kimse anlamıyor. Bebek olsalardı anlarlardı).

Sonra hep birlikte bir yerde oturduk.

Orada görevli olan amca babamları tanıdı ve yanımıza geldi.

Bir şeyler konuştular, sonra beni sevdi ve işine gitti.

Bize servis yapan başka bir amca da telefonunu çıkartarak benim resmimi çekti.

En son oradan da kalkarken iki tane abla gördü beni.

Anneme “Ayy ne tatlı, aynı size benziyor” dediler.

Annem de “Böyle diyorsanız demek ki siz daha babasını görmediniz” dedi.

Onlar sonra babama baktılar ve anneme dönüp “Evet haklıymışsınız, özür dileriz” dediler.

Özür diledikleri için annem kendini iyi mi hissetsin; yoksa babamı görüp de beni anneme hiç benzetmemiş olmalarına üzülsün mü bilemedi.

Annem benim, kıyamam ben sana.

Aha da buraya yazıyorum: Büyüdükçe sana benzeyeceğim, bak gör.

Oradan da ayrıldıktan sonra Ankara’ya dönmek üzere tekrar yola koyulduk.

Dönüş yolu, gelişimiz kadar sıkıcı değildi.

Çünkü bu sefer kısmen de olsa uyumaya fırsat bulabildim.

Sonraaa gözümü bir açtım, bir baktım ki…

Eve gelmişiz.

Her şey bir rüyaymış diyeceğimi sandınız di miiii?

2 yorum

  1. Ayse Sarı

    Beril ablasi ve Ömer Faruk abisi her zaman bekliyor İnci. Duruyu ve tabiki sizi Ertan ABISİ?, Merve teyzesi❤. Çok mutlu olduk sizi evimizde ağırlamaktan. Bayrakci ailesi sizi seviyoruz.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi:
Araç çubuğuna atla